Skip to main content

Forum Türk FT.

Mısra - Herkes kendi hikayesinin kahramanıdır.

Konu

#1
Sustum ..

Hiç FArketmedin değil mi ? suskunluğuma hiç anlamlar yüklemedin değil mi ?
Yalınlığımı anlayamadın ve gözlerimdeki ışığı farkedemedin. Nicedir hasrete yüklediğim isminin
karşılığını sen bende hiç bulamadın değilmi.
Bakışlar anlatmaya çalışırken inadına göremeyişlerin mi vardı yoksa gördüğün sandığın
başka hülyalarda başka rüyalarmıydı.
Eğer öyleyse

Benim günlerdir baktığım devasa aşka açılmış gözler kimindi . Senin değilmiş bende sahiplenmedim
kimindi o bakışlar . Ağaçlar ayakta ölmeli derdin .. Bu ayaklar hani dermanı kesilmiş cam kırıklarının
parçaladığı sana koşmak adına bin yerşnden kırılan .Bunlar benim ayaklarım mı ..Bu ayaklarla ne kadar nereye kadar
koşulabilir ki .. Yorulmaz mı acıtmaz mı hadi hiç birine yanmamda sana gelen yollarım
kanımdan iz olur da başka bir ayak hiç kesilmeden hiç kanamadan ve hiç parçalanmadan sana ulaşmazmı o kan revan izlerimden.
Ben buna kahrolmazmıyım ..Emeğim zayi olmaz mı ..

Sakladım seni .Kimse bulamayacak . Gizledim en kuytulara
En derinler neresi derdin ya sen de bilme en derinimdesin işte ... Sevmelerden değil kaybetmekten korkuyorum . Bir damla gözyaşım mış gibi
davranamam sana . Ağlarsam yitirilişim olmasın sana dair herşey . Ben seni bir damla gözyaşım değil bir ummanda taşmış duygulara değişmem.
Ellerini tutamasamda hislerimde yavan değil ya. Ekmek arası sevdalarda katığımsın benim . Sen olmasan neylerim ki tazeliği
.. Bir düş görsem ki içinde sen olmasan sence düşten mi sayılır ..Karabasanların en alasıdır bil ki ..

Öğrendiysem ben dilimi tutmayı .. Kalbimide tutmayı öğrendimmi sanırsın . Bir çok şey öğrendim şu hayatta
TEk öğrenmemediğim kalp tutulmaları. Tutulmuş kalbim bir başka tende .. İstenilen Ten mi sanırsın . Bilirsin aslında tek harfte gizlidir
bir çok şey . Ten bırak başkalarında kalsın ben 'SEN' de tutulmuş kalmışım . Sen dilimi koparıpda gittin ama bak hala kalbim burda
Kopmaz o yerinden . Kalbim yeni yeşeren bi ağaç ve bedenim toprak benim. Köklerim toprağıma saplanmış . Karış karış bedenimin her yerini seninle suluyorum.
Bazen ağrıyor kalbim sevgisizliğin zehrinden .. Panzehir belledim gözyaşlarımı . Her gece o zehri ben gözyaşlarımla bertaraf ediyorum.
Bana dair birşeyler var mı sanırsın. Bencil olmayı bırakalı çok olu her ne kadar hala inandıramamış olsamda .

Bende bi süre sonra susarım sanırdım. Köz olur dağlanırım toprağa karışırım sanıyordum . Sanmalarımın sanrısında kayboldum. Sağırlaştımda bir kendi sesimi duymamamışım.

Eller mi ? Eller konuşsun banane . Vursunlarda sırtımdan duymam ..Bundan sanane .. Sen vur .. Beni yıkarmı snaıyorsun bir kaç damla kan . Ve sen
sanıyormusunki . Bir kaç keskin darbe ölüm sebebim olarak yazılsada raporlarıma . Kimse bilmez içimdeki ince hastalığı..
Şiirler sanırdın sebebimi oysa .. Oysa sebebim sendin ve beni göremeyen gözlerin.
Sana hasret biriktiriyorum görmesende sana'BEN' biriktiriyorum herşeyin inadına .İnadıma yenilecek olsamda birgün . O bir güne kadar birikmenin
kime ne zararı olabilirki.

Ben şimdi yollarında kesilmiş ayaklarımla kaybolmuş lal olmuş dilimle . Suyu ters akan bir asi nehri asiliğinde sana akıyorum .
Gönül su misali . Hangi kabı bulsa şeklini alıyor . Darasını ölçemediğim hislerimle ağırlığımı kabına doldurmak istiyorum .
Çekeceğini taşıyacağını ölçmesemde içimdeki hislere kulak kabartıyorum ..


Ben ses oluyorum sana sen 'SUS' diyorsun bana .. Bak sevgili bir harf nelere maloluyor .. Yazdıklarıma bakıpda konuşurum diye
korkma sus dedin susuyorum ...
Alıntı
#2
"Hoşça Kal" ımı Bırakıyorum Yüreğine Usulca...







Gerektiği kadar sevilmeli sevgili ve gerektiği kadar verilmeli değer..

Aşk bilmecesinin en kısa sözcüğüdür "acı"..

Ya çekersin uzun uzadıya sancısını...

Ya da acı vererek sevgiliye,çıkartırsın acısını..

Kıyamadım...!

Sözcükler dizildi boğazıma bir bir..

Söylemek istedim,söyleyemedim..

Kıyamadım kıymetlim...!

Yutkundum...

Yutamadım...

Nefesimi zorlayan yerde,tam orda işte,kala kaldı sana dair söyleyeceğim tüm sözler..

"Ya haykırmalıyım tüm gücümle kulağına,ya boğulmalıyım sessizce.."

Artık saat ayrılığı vururken..

Bu kadar mı hızlı kovalardı akrebi yelkovan..

Bu kadar mı sona hızlı yaklaşacaktık..

Bir "elveda" sözcüğü can çekişiyor dilimde...

Bir çıksa ağzımdan,kendime gelecek tüm yaşamım..

"Sen" den ibaretti her şey..

"Sen" den sonrası bir adım sessizlik..

"Sen" den öncesi koca bir çığlık..

Kıymetlim...!

"Hoşçakal" ımı bırakıyorum yüreğine usulca..

Kıymetini bil..!
Alıntı
#3
Rabbim..



Bir insan koy kalbime!

Ama o insan Senin de sevdiğin olsun.

Ve bana öyle bir insan sevdir ki,

O insanin kalbi Seninle yanan bir mabed olsun.

Beni öyle bir insanla buluştur ki

Benden önce,

Onunla buluşmuş olan Sen olasın.

Onunla el ele tutuştuğumuzda,

İkimizin elinin üzerinde Sen olasın…

Bana öyle gözler göster ki;

Ben o gözlerden Sana bakayım.

Bana öyle bir sevgili ver ki

O gözler,Cennete açılan iki pencere olsun.

Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki;

Kılavuzumuz Sen olasın



Ey Rabbim..

Öyle bir sevgili ver ki bana,

Ona sarıldığımda kainat bize baksın.

Birbirine sarılsın.

Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın

Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin.

Günah sevap uğruna kendini feda etsin.

Ölüler birer birer uyansın sevgimizle…

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!

Sevgimizde,Muhammed (S.A.V) sevilsin.

Öyle sevelimki birbirimizi.

Hz. Hatice göklerden bize seslensin,

Ve desin ki;

“Bak Ya Muhammed bak şu sevgililere onlar bizde… bizde onlardayız.

Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde..

Allah Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor..”
Alıntı
#4
  Linkler ziyaretçilere gizlenmiştir. Ücretsiz üye olarak linklere erişebilirsiniz.



  Linkler ziyaretçilere gizlenmiştir. Ücretsiz üye olarak linklere erişebilirsiniz.

Seni gördüm,

toy bir çocuktu yüreğim

henüz yağmur yağmamış buluttum...

Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...

Tutsaktım,

Yok pahasına bir gemiye satıldım

sonra gözlerimi sattım,

Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...



Yalnızlığıma

nice zaman

silah çektim, süngü tuttum...

Dağların zirvesinde destan,

çöllerin ortasında ağıttım...

Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...




Yakacak diye gözlerin, kalbimi

ellerinin nârına

kendim attım.

Senden duydum en güzelini sözlerin

en tatlı yudumları

senden yuttum

Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...




Sevdan için

her gül mevsiminde

arzu arzu,

umut umuttum....

Gördüğüm her renkte rengini gördüm

Duyduğum her seste adına

türküler tuttum...

Hiç kimseyi senin kadar sevmedim....





Akrep düştü gecelerime

Gelirsin tutkusuyla

yıldızlarını göğün

birer birer uyuttum...

Adından başka

isimleri

kelimeleri

harfleri

Adından başka

Bütün bildiklerimi unuttum...

Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...





Ben,

hiç kimseyi

senin kadar sevmedim...
Alıntı
#5
Ve kırağı tutan umutlar sökülüyor

Solgun bakan bir kentin puslu akşamından

Ezik yüreğime doluşuyor kurumuş yapraklar

Sararıp dökülüyor gözlerimin önüne

Yaşadıklarım hüzünlerce

Çekirdeği kararmış yaşamın

Hangi sevda uğruna bilinmez

Ya da hangi sevdasızla

Ben hep aynı aşk için fırtınalara kalmıştım

Sarınıp her yanıma sevdiğimi

Ölüme rağmen gülene kadar

Rengi kesti yüzümü duygularımın

Islanıyor mu kanatlarım uçamayacak mıyım

Ah vapur ıslığı sabahlarım

Gözçukurlarımda kundaksız ağlıyor

Sığ bir suya lacivertleşen gözbebeklerim

Ve parmakizlerim alınıyor

Gökyüzü neferi yüreğim düştü

Çünkü sevgilim



Sağ yamacımda öksüz güller takılıydı

Sol yarım geçmiş zaman bilindiği gibi

Geceyi taşıyan bulutlara dolu hangarları sevdamın

Yeşil yağmurla ilintiliydi zaman

Aktım yokolmaya ölüm asitlerinin üzerine

Süslesin diye güzün gerdanını rüzgârımın şarkıları

Şiir çıkartırken sessizliğinden seher

Uzun ince usul imge

Yüreğe girmesi kolay olsun diye



Ağızlarda gece mavisi sözler

Çisil çisil kanıyor fesleğenlerin gözleriyle

Sevmiştim umut seni sevmiştim

Be de çok ölmüştüm utanmadan

Biten bir ömür gibi üstüne düşmüştüm

Tesbihim çekiliyor şimdi tek tek

Ördüğüm bu gece iplerin en namussuzuyla

Kader tapınağı putlarım kırdı



Yazmanın ötesinde yüreğimdeki şiir

Dokunmak gibi de değil sevinin şavkına

Birbirine dönüşen hüzün-sevinç oyunlarıyla



Bir kançiçeğini ağır ağır çekmek gibi yaramdan

Örselemeden sevgmi

Şahin bakışlı gecelere düşmeden terim

Aniden yitip buğusuna karışmak gibi zamanın

Her yolculuğu ayrılık-kavuşma terminallerinde

Başlatıp bitirmek gibi bağışlamalarla

Aşk tanrıçaları arasından çıkıp gelişleri

Yıldızlardan izlemek gibi gizli gözlerle

Ölümü, değişmez kesin bir ayrılığın insan figürlerinden

Tuvalde resme dönüştürmek gibi



Söylemenin ötesinde yüreğimdeki şiir

“Eşittir gözlerin geceyle denizin buluşmasına”

Gibi düşlere bürünmek de değil

Alıntı
#6
[b]  Linkler ziyaretçilere gizlenmiştir. Ücretsiz üye olarak linklere erişebilirsiniz.

Gözlerini kapatirsin yavas yavas
Yorulmussundur artik
Ve gitmeleri sevmessin aslinda
Çünkü yokluguna hiç alisamazsin gitmelerin.
Bir sevgiliye kaç siir yazabilirsin ki?
Kaç kere özlersin gözlerine dokunmayi?
Kaç kere seversin sevilirsin?
Aglamayi da özlersin
Sözlerin anlamsizligini hissettiginde.

On dakikan benim olsun gözlerin gözlerimde…

Hissetmektir hayatin anlami
Seni seyredebilmektir.
Yanaklarina dokunmaktir
Hayatin anlami.
Susarsin sonra birden
Gözlerine bakmak istersin saatlerce
Kosarsin hiç durmadan
Sesini duyan olmaz.
Bakislarin yorulmustur artik
Kapatmazsin gözlerini
Sevmeleri de özlersin
Ve her nefes alisinda biraz daha susmayi ögrenirsin.
Aslinda konusmaktir hayatin anlami
Eger güldügünde sevgilin olabiliyorsan.
Gözlerine siirler yazan oldu mu?
Sesini duymak için saatlerce susan oldu mu?
Sen hiç kaldin mi bensiz?
Yoklugunu hissettin mi anlatamayacagin seylerin?
Sen hiç ben oldun mu?
Güzel seydir aglamak agladin mi sessiz?

On dakikan benim olsun yanaklarim avuçlarinda…

Ve üsürsün yavas yavas gölgesinde gitmelerin
Korkmayi bile özlersin
Eger yalnizliginda yoksa bir sevgilinin adi.
Diyorum ki;
Hiç susmasam konussam seninle sabaha kadar
Gözlerine dokunsam
Dinlesen beni
Sana seni sevmeleri anlatsam
Yine gitmesen… Gitmesen…
Sen hiç üsüdün mü sevgili?


Gözlerini kapatip
Gözlerinde olabilmeyi düsünmektir hayatin anlami.
Baktigim yer olabilmendir
Ve nefesini tutabilmektir hayatin anlami.
Kulaklarini gögsüme yasladiginda duyabildiklerindir
Sen olmaktir hayatin anlami.

On dakikan benim olsun ellerim ellerinde…

Paylasmaktir benligini
Gözlerin kapali
Hissetmektir.
Dudaklarim dudaklarinda kaybolmaktir.
Tuttun mu gamzelerini sevgilinin?
Ve öptün mü masum?
Hiç görmedigin yerlere götürebildin mi gözlerini?
Yalnizliga düstün mü?
Gülmeyide bileceksin
Ve içine çekeceksin hayati.
Her nefesinde sevdigin olacaksin.
Ya gözlerim gözlerine degmezse bir daha?
Sen hiç koktun mu sevgili?

On dakikan benim olsun sözlerin sözlerimde…

Sinirda yürümektir
Hayatin anlami.
Kosmaktir hiç durmadan bagirmaktir.
Sesin kisilincaya kadar sevdigini haykirmaktir.
Sonunda sen olacaksam
Hissetmektir kulaklarimda kalbinin atisini.
On dakikan benim olsun gözlerin gözlerimde…

[/b]
Alıntı
#7
İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:
-Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
- Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.
Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası
arabayı seviyordu.

Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda... Bir de
eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu.
Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu.

Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:

-Sana yardım edeyim mi ? dedi en sevimli halini takınarak. Annesi
manalı manalı baktı:
-Hayırdır? Bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğrasmayayım. Çok
yorgunum zaten.

Yorgunluk nasıl birşeydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında
anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :
-Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gülkokulu kolları sarsın se ni
diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.

Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle
böyle kızgın kızgın konuşuyordu.

-Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem
öyle söylüyor.

-Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın.Yorgunluktan ölüyorum.

Bu kelimeden nefret ediyordu."Yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken"....

-Anneciğim sen yorulma, diye...

-Yemekte konuşuruz çocuğum.Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar
bunları bitirmem lazım.Hadi sen oyna biraz.

Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eeee....Bende oynamaktan yoruluyorum.Ne
yapayım bilmem?

Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri
hiç bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.

-Mum da yok ! diye diye karıştırdı dolapları elyordamıyla.
Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesi nin köyünü düşündü.Gaz lambasının
ışığında deli ta vşan masalını anlatışını.

Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi
gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak
tavşan kafası yaptı.

''Bak deli tavşan'' diyerek parmaklarını oynattı.Yoldan geçen
arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı.Tavşan alabildiğine hür
dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü
.Duvardaki görüntü minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça
kanepeden aşağı sarktı.Sonra ışıklar geldi.

Kadın çocuğun hiç konuşmadığını fark etti.Birden kanepeye koştu.
Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.

Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek.Dindirilmez bir pişmanlık
doldurdu içini.

Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.

Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşcasına aralanan gözleriyle mırıldandı;
- İşin bitince beni sever misin anne? dedi.

Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.

Yarın kimseye vaad edilmedi...
Alıntı
#8
  Linkler ziyaretçilere gizlenmiştir. Ücretsiz üye olarak linklere erişebilirsiniz.

şşşşşşşş........

sus konuşma nolur......

söyleme beni sevdiğini, sevme beni......

duydukça korkuyorum.....

önce seviceksin,sonra inandırıcaksın,arkana bakmadan gidiceksin nasılsa....

sus nolur söyleme....

bırak gerçekten sevenlerin olsun kelimeler.....

ben korkuyorum......

kaybedicek şeylerim vardı,bi kalbim,gülümseyişim,adım....

ben kaybettim....

korkuyorum....

sus nolur......

nolur sevme beni.....

ben burda diliim ki......

sevme beni..............
Alıntı
#9
Aşkın yalan olduğunu söylemediler bana, bu yüzden yara bereyim gönül evimde...
Kaşlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!

Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca. Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu? Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaştan... Meltem esmiyor nicedir, fırtınalar susmadı henüz. Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma...
Ben hiç mutluluktan delirmedim ama; delirmekten mutluluğu aşkta öğrendim.
Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor? Biliyorum, çok çirkinim kimin yüreğinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliğimden... Oysa ben düşlerin pembesini yüreğimin görünmezliğinde saklarım... Temiz hayallerimden kurşun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı: Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın..

Yüzün flulaştı gözümde, aklım yavaş, yavaş seni unutmaya yelteniyor sevgili!
O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göğsümde tutuyorum...
Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA! bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak. Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda...
Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliğimin, sessizliğinde... Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan, ben kanıyorum gözlerimden sen düşerken.

Seni bende devleştirmeseydim bu kadar sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!..
Sen de unutamayacaksın yar beni... Her şarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreğine usulca haykırarak farkında olmasan da.
Göm şimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
Beni saçlarının toroslarında uyut, beyaz gelinliği sen giydir başımın mezarına!
Sonranın azı, mor dağların eteğinde ölüm kusacak aşkın ciğerlerimden... Bu ölüm beni de korkutuyor ama; gelsem yoksun, gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
VE BEN SENİ BİLMESENDE, HALA ÇOK SEVİYORUM....
Alıntı
#10
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne. >>
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. >>
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
Anne çook...
Alıntı

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task