Sevgi

aa_UZAYLI

New Member
Katılım
21 Ara 2014
Konular
500
Mesajlar
586
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Level: 22 ()
EXP: 20 / 100

HP: 2120 / 2559
MP: 768 / 1423
SP: 1109 / 1849
Sevgi, hisettiğimiz, yaşadığımız ve de yazdığımız derinliği olan yüce anlamları olan kutsal bir kavram.
Kutsaldır, sevebilmek herkese mahsus değildir.
Hayatı sevmekle yaşantımızın anlam kazandığını fark ederiz.
Sevgi gücümüze güç katar. Üretimde verimliliği sağlar.
Seven kişinin gözlerindeki pırıltı bile farklıdır.
Severek başlanılan her işte başarı kesindir.
Burada "sevmek" yaratılmış herşeyi sevmek olarak algılanmalıdır. Hayatı sevmek, insanları, hayvanları, doğayı, ses, görüntü, parıltılar (yakamoz) güneş, ay, yazmak, okumak, öğrenmek, çalışmak, yardımlaşma duygusu vs...
Seven insan için kaynak hudutsuzdur.
Yeter ki, sevmeye motive olalım.
Her kişi sevebilir mi? HAYIR! Her kişi sevemez, sevmek yürek ister, sevmek bir yüce gönül ister, sevmek motivasyon ister, sevmek niyet ister. sevmek azim ister.
Benim bakış açıma göre, başarının temelinde "sevmek" vardır.
Seven insan kendini aşmış kişidir.
Kendini aşan kişi, kendini en son sevendir.
Kendini aşmış kişi, öncelikle başkalarının mutluluğunu isteyen kişidir,
Diğerlerinin mutlu olmasıyla, "mutlu olan" kişidir.
Kendini aşmış kişi, maddeden, maddecilikten uzak kişidir.
Kendini aşmış kişi, tevazu sahibidir, mağrurlanmak ona göre değildir.
Ne demiş bilge;
" Güvenme güzelliğine, bir sivilce yeter, güvenme zenginliğine, bir kıvılcım yeter"
Madde, para önemli değildir kendini aşan kişi için.
Marmara depreminin ertesi günü, radyo röporajında konuşan orta yaşlı bir bey ağlayarak:
-Akşam zengin yatmıştım, sabah fakir kalktım demişti, bu sözcükten çok etkilenmiştim.
O bakımdan kendini aşabilmek bir haslettir.
Manevi duygular daha önem kazanmaktadır.
Bu duyguların en başında "yardımlaşma" duygusu gelir.
Yardımlaşma duygusu, gönülden ve vicdandan doğmaktadır.
****
Yazı konumuza sevmek duygusuyla başlamıştık, şimdi nerelere gelmişiz.
Sevmek konusunu iki şekilde düşünmemiz gerekir zannımca, .
1- İlahi sevgi, (yaradana duyulan saygı ve sevgi)
2- Yaşantımızla ilgili sevgi...Bunu da iki kısımda düşünmek sanırım hatalı olmaz.
Birinci kısmı yukarıda işlemiştik, doğa, insanlar, hayvanlar vs....
İkinci kısım: Karşı cinse karşı duyulan sevgi. Bu önlenemez bir duygudur. Ergen kişide hormon faaliyetleri başlayınca, karşı cinse karşı duygular da tavan yapar. Bu doğanın bir gereğidir. Ayıplanamaz, sorgulanamaz ama kontrolü gerektirir.
Sevgi, karşılıklıdır veya karşılığını bulmaz. Bu hayatın akışı ile ilgilidir.
Sevginin karşılık bulması, normalde beklenilen bir durumdur.
Bazı durumlarda sevgi karşılığını bulamaz, şartlar uygun değildir, vs...
Böyle bir durumun da normal kabul edilmesi gerekir. Yılgınlığa gerek olmadığı görüşündeyim.
Karşılığını bulmayan sevgiler "tek taraflı sevgi" olarak vasıflandırılır. Marazi bir durumdur. Yani sevginin hastalıklısı...Hastalıklı bir sevgi ölmek zorundadır. Örnekleri çoktur, bu gibi sevgiler zaman içinde yok olmaya mahkumdurlar. Zaman en iyi ilaçtır.
Kaşılıksız sevenlere destek vermek gerekir diye düşünüyorum.
Bu destek neler olabilir: Meşguliyet bir terapidir. Meşgul olan kişi, kendini unutur, duygularından uzak kalır.
Sosyal aktiviteler artırılmalı. Toplantılar, pozitif dostlarla daha sık bir arada olabilmeli, neşeli birliktelikler...
Çivi çiviyi sökebilir belki mantığı ile başka arkadaşlıklara açık olmalı.
O kişiye görev ve mes'uliyet yüklemeli varsa artırılmalı. Belli bir zamanda, belli bir işi bitirme, iş yoğunluğunu artıracaktır.
Hobiler edinmeli, varsa ağırlık kazandırılmalı.
Oluşan psikolojik tablonun "psikoz" hale dönüşmesi engellenmelidir.
Burada en büyük etken kişinin kendisi ve yakın çevresi olacaktır.
Öncelikle kişi bu durumdan kurtulmayı kendisinin istemesi şarttır. Aksi durumlar vahim tabloları oluşturabilir.
*Karşılıklı sevgiler içinde mutlu olmanızı dilerim.

*Gönüller dolusu selam ve sevgilerimle...
 
Üst